BİLGİLENDİRME

YURT-SENDİKALARI KONFEDERASYONU OLARAK

23.12.2022 Tarihi saat:21:00 da ZOOM üzerinden online olarak gerçekleştirilen GMYK ve İL Başkanları Toplantısında, malum sendika ve yanındaki küçük ortağının kamu çalışanlarını kendi sendikalarına mahkum etme gayreti ile çabalarına karşılık, bizler YURT- Sendikaları Konfederasyonu olarak sürecin başından itibaren yasanın alt komisyon dan geçmemesi için diğer tüm sendikalar  ile birlikte çok büyük gayret ve çaba sarf ederek siyasilere ve komisyon üyelerine yaşanabilecek olumsuzlukları anlattık. TBMM gündemine geldiğinde yine tüm partilere ve Millet Vekillerine ulaşmaya gayret ettik. Gerek sosyal medya gerekse de iletişim kanalları vasıtası ile söz konusu yasa teklifinin komisyondan geçmemesi için var gücümüzle çalıştık, tüm çabalara rağmen Komisyondan geçerek TBMM Genel Kuruluna sevk edildi.

Ancak; bizler gene pes etmeden, Meclis gündeminden geçtikten sonra konfederasyonumuza bağlı genel merkez yönetim kurulu üyeleri ve il temsilcilerimiz ile birlikte durum değerlendirmesi yaparak, kanunlaştıktan sonraki süreçte izleyeceğimiz yol ve yöntemi konuştuk.

Bu kapsamda;

Sözüm ona Yetkili Sendika MEMUR-SEN ve Küçük ortağı KAMU-SEN tarafından, Kamu çalışanlarının onca sorunu varken bu sorunlara çözüm aramak yerine, Toplu Sözleşme Masasında attıkları imzanın neticesinde, Kamu çalışanlarının yoksulluk sınırında yaşamalarına aldırış etmeden, her zaman olduğu gibi Siyasete atılmaya göz kırparak yandaşlığını yaptıkları siyasal iktidarında, amasız fakatsız desteğini arkalarına alarak, Muhalefet Partilerinin ve Hukukçuların onca uyarılarına rağmen, Kamu Çalışanlarının arasına nifak sokmak, Kamu Çalışanlarını ayrıştırmak ve hatta Onurlu Kamu Çalışanlarının ONURLARINI satın almak gibi aşağılık bir niyetle,

 ONURLU Kamu çalışanlarının üyesi oldukları, Bağımsız Konfederasyon ve sendikaların her iş kolundaki çalışanların %2 sinden az üye kaydedenlere Toplu Sözleşme İkramiyesi verilmemesi yönündeki Kanun Düzenlemesi ile ilgili olarak TBMM’ye getirdikleri düzenlemenin Genel Kuruldan geçirilerek yasalaşması için Anayasaya, 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa ve Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmelere aykırı olan bu teklifin, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak yasalaşmasının, ya da daha başka herhangi bir çeşit engel getirmeye çalışmalarının, YURT-SENDİKALARI’nın İNANMIŞ ve Onurlu Üyelerini Davalarından koparmaya güçlerinin yetmeyeceği bilinmelidir.

Bu itibarla; son söz olarak diyoruz ki,

YURT-SENDİKALARI’nın Yöneticileri olarak her şartta ve zeminde Hukukun üstünlüğüne inancımızı kaybetmeden üyelerimizin sosyoekonomik, hukuki hak ve menfaatlerinin sonuna kadar savunucusu olmaya devam edeceğiz.

Kuruluşumuzdan bu güne kadar kendimize şiar edindiğimiz SİYASAL SENDİKACILIĞA HAYIR parolamızdan taviz vermeden çalışma hayatının her alanında Kamu çalışanlarının sorunlarının çözümü için var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Tüm YOL arkadaşlarımız olan kıymetli üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

# BİZ BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ #

# SİYASAL SENDİKACILIĞA HAYIR #

# YAŞASIN BAĞIMSIZ YURT- SENDİKALARI KONFEDERASYONU #

Yüzde 2 Hukuksuzluğuna Karşıyız

Geçtiğimiz günlerde İktidar Partisi Mensubu Millet Vekillerinin imzaları ile TBMM alt komisyonuna Sanayi Komisyonu ve İmanlar ile ilgili hazırlanan taslağın içerisine bilinçli bir şekilde gizlenerek sokulan ve alt komisyondan geçerek Meclise gönderilen sözde Kamu çalışanları arasında sendikalaşma oranının arttırılarak daha güçlü bir sendikal anlayışı kazandırılması amaçlanan ancak yaşlaşması durumunda sendikalaşmanın güçlenmesinin tam tersine çalışanları tek sendikanın tekeline bırakılması amaçlanmaktadır.

Türkiye’de bulunan 231 sendikanın 188’i yüzde 2 barajını aşamıyor. Sözde Yetkili ancak etkisiz sendika ve Yandaş sendikalar bu koşulu sağlıyor.

Buna göre, kanun teklifi hayata geçtiği takdirde yaklaşık 300 bin kamu çalışanı 706 TL olan toplu sözleşme ikramiyesinden yararlanamayacak.

Memur sendikalarına göre, Meclis’e getirilen düzenleme yalnızca ikramiye hakkının ihlali değil, sendikalaşma ve sendika seçme özgürlüğünün önünde de bir engel yaratıyor.

Yüzde 2 barajının sendikalarda yaratabileceği sorunları ve düzenlemenin gelmesi durumunda “Bağımsız sendikalara üye olan pek çok arkadaşımız bu barajın altında kalacak. Sendikal alanda bir tekelleşme yaratılmaya çalışılıyor. Emekçilerin hak ve çıkarları noktasında somut adım atılmıyor. Tüm kamu çalışanlarının örgütlenmesi için çabalayan, emekçilerin hakları için mücadele eden sendikalar var. Herhangi bir konfederasyona üye olmayan sendikalar mevcut. Bu sendikalar bitirilmek isteniyor. Üyelerin iradeleri dışında bir sendikaya mahkûm etmeye çalışıyorlar. Biz bu bakımdan doğrudan örgütlenme özgürlüğüne bir müdahale olarak değerlendiriyoruz. Tüm mücadelemize rağmen bu düzenleme Meclis’ten geçerse biz bu düzenlemeyi tekrardan Danıştay’a götüreceğiz.” Çalışanların gerçek temsilcisi siyasetin arka bahçesi olmamış sendikalar olarak her türlü hukuki mücadelemizi vererek daha önce olduğu gibi yine hukuksuzluğu menfaat sendikacılığı yapanların yüzüne vuracağız.

KAMU ÇALIŞANLARININ HAKLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ TALEBİYLE YOZGAT’TAN ANKARA’YA YÜRÜMEYE BAŞLADI

Yurt Sendikaları Konfederasyonu ve Yurt Eğitim Sendikası Genel Başkanı Hakan Çeliksoy, Yozgat Cumhuriyet Alanı’ndan başlattıkları yürüyüşün 6 gün devam edeceğini, yürüyüş sonunda Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret edip, Meclis’te gurubu bulunan partilerin temsilcileriyle görüşüp, taleplerini ileteceklerini söyledi.

Genel Merkezi Yozgat’ta bulunan Yurt Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı sendikaların yöneticileri, kamu çalışanlarının özlük ve mali haklarının iyileştirilmesi, yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılmasına yönelik kamuoyu oluşturmak amacıyla bugün Ankara’ya yürümeye başladı. Yozgat Cumhuriyet Alanı’ndan bugün başlayan 6 gün devam edecek yürüyüş sonunda önce Anıtkabir’i ziyaret edecek olan sendika temsilcileri, daha sonra TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerle görüşecek. 

Yurt Sendikaları Konfederasyonu ve Yurt Eğitim Sendikası Genel Başkanı Hakan Çeliksoy, Yozgat’tan Ankara’ya 220 kilometrelik yolu 6 günde tamamlamayı planladıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

“Bugünkü 6 gün sürecek yürüyüşümüzün amacı kamu çalışanlarının özlük ve sosyal haklarının kazanımı. 110 bine yakın yardımcı hizmete çalışan arkadaşlarımızın kadro unvanlarına göre öğrenim durumlarına göre bir üst kadroya geçişler için bu yürüyüşü başlatmış bulunuyoruz. Sendikamızın genel merkezi Yozgat’tan Ankara’ya planladığımıza göre 6 gün sürecek. Bugün 13 Kasım Pazar, cuma günü Ankara’da olacağız. Meclis ve Anıtkabir ziyaretimiz olacak. Bu eylemimiz sembolik bir yürüyüş olduğu için Yurt Sendikaları Konfederasyonu ve bağlı sendikalarımızın Yurt Eğitim Çalışanları Sendikası, Yurt Sağlık Sendikamız, Yurt Büro Çalışanları Sendikası, Yurt Tarım Sen ve Yurt İmar Sendikamız adına birer kişi sembolik yürüyüş yapacağız. Katılım talebi olan arkadaşlarımız var. Fakat güvenlik tedbiri amacı hem de kış şartları nedeniyle sembolik olarak 6 kişiyle yürüyüş yapacağız. Talebimiz, kamu çalışanlarının sosyal hakları, 110 bine yakın yardımcı hizmetlerin öğrenim durumlarına göre olanların bir üst kadroya geçişleri, 3600 ek gösterge, öğretmenlerimizin uzman ve başöğretmenlik sınavının iptali, kamuda çalışanlara yapılan mobbing ve baskıların sona erdirilmesi.” için yürüyüş başlattık

Bingöl ve Muş İllerinde Üyelerimiz ile Bir Araya Geldik

Yurt Sendikaları Konfederasyonuna bağlı sendika iş kollarımızın üyeleri ile buluşmaları devam ediyor

Yurt Sağlık Sen Genel Başkanı İrfan YİĞİT ve Yurt İmar Sen Genel Başkanı Mehmet ÇOLAK ile Yurt Eğitim Sen Genel Başkan Yardımcısı Halil YOLALAN ve Yurt Sağlık Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali DURDU 11-12 Kasım tarihleri arasında Bingöl ilinde düzenlenen üye buluşması ile başladı Yurt Sağlık Sen Bingöl il temsicisi tarafından organize edilen toplantıya sendika genel başkanlarımız İrfan Yiğit ve Mehmet ÇOLAK sendika çalışmaları ve Yurt Sendikaları Konfederasyonuna bağlı sendika iş kollarının çalışmalarından bahsederek kamu çalışanlarının neden yurt sendikalarına üye olması gerektiği ile ilgili açıklama ve bilgilendirmelerinin ardından soru cevaplar ile tamamlanan program sonucunda sendikalarımıza üye kayıtları yapılarak tamamlandı.

12 Kasım tarihinde Muş ilimizdeki üyelerimiz ile bir araya geldik Yurt Sağlık Sen Muş İl Temsilciliği tarafından düzenlene programa yoğun katılımı ile başladı Yurt Sağlık Sen Genel Başkanı İrfan Yiğit sendika Çalışmaları hakkında bilgiler verdikten sonra Yurt İmar Sen Genel Başkanı Mehmet ÇOLAK konfederasyonumuz ve sendikalarımız hakkında bilgilendirmeler yaptı yurt sendikalarınına neden üye olmaları gerektiğinin belirterek yurt sendikalarımızın misyonu ve vizyonu hakkında açıklamalar yaparken sendikacılık anlayışımızın çok üye değil kaliteli üye siyasal sendikacılığa son vermek adına sendikacılık yapmaya gayret ediyoruz bizler hak savunuculuğu yapan Yurt Sendikaları konfederasyonuna ve sendikalara üye olduktan sonra gerçek sendikacılığı göreceklerinden bahsederek kamu çalaışanlarının sendikalarına üye olmaya davet etti.

Yurt Eğitim Sen Genel Başkan Yardımcısı Halil YOLALAN sendika çalışmalarını ve yurt sendikalarının kuruluş amaçlarını ve süreçlerini anlatarak program üye katılımı ve sendikamıza yeni katılan üyelerimize rozet takılarak program tamamlandı

Yurt Sendikalarına Aksaray dan Toplu Katılım

Yurt Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Hakan ÇELİKSOY beraberinde Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte, Aksaray ilimizde kamu çalışanları ile bir araya gelerek sendikalarımızın çalışmalarını anlatarak gerçekleştirilen faaliyetlerimiz hakkında bilgiler verdi.

Aksaray68 Yurt Ay Der tarafından organize edilen program kapsamında Yurt Sendikaları Konfederasyonuna bağlı iş kollarına toplu katılımlar gerçekleştirildi töre sendikalarımıza üye olan kamu çalışanlarımıza rozetleri takılırken, Aksaray İl Temsilciliğine atanan Fahri İNCE ye rozeti Yurt Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Hakan ÇELİKSOY tarafından takıldı.

MOBBİNG VE MOBBİNGE KARŞI NE YAPILIR

MOBBİNG (PSİKOLOJİK TACİZ) NEDİR?

MEMURLAR MOBBİNGE KARŞI NE YAPMALI?

Adına ister mobbing, ister psikolojik taciz, ister işyeri zorbalığı, ister yıldırkaçır, isterse bezdiri diyelim; çalışanların işyerlerinde karşı karşıya kaldıkları, kendilerine, iş ve sosyal çevrelerine, fiziksel ve ruhsal sağlıklarına, ailelerine, işyerlerine önemli zararlar veren olumsuz, acımasız, ahlak dışı ve düşmanca söz ve davranışlar giderek artıyor.

Olumsuz, acımasız, ahlak dışı ve düşmanca söz ve davranışlarla karşılaşanlar çoğu kez olanları sineye çekiyorpsikolojisi ve sağlığı bozuluyor.

Kimileri işten veya işyerlerinden ayrılıyor veya birimlerini değiştiriyor, kimileri  şikayet mekanizmalarını kullanıyor ve hakkını arıyor.

Sorun mobbing denen psikolojik taciz olaylarında kişilerin yaşadığı olaylar ve karşılaştığı davranışlar ile bu kapsama girmeyen olaylar ve davranışların ayrımının yapılabilmesinde düğümleniyor.

Çünkü şikâyet hakkını kullanacak olanlar, karşı karşıya kaldığı olumsuz ve düşmanca davranışların psikolojik taciz olduğuna başvurdukları yerleri ikna etmek veya şikayeti inceleyecek olanlar ikna olmak zorunda.

Sanıldığının aksine mobbing özel sektörden ziyade kamu sektöründe çok daha yaygın. Çünkü kamudaki ast-üst ilişkileri, bürokratik hiyerarşi ve disiplin amirliği, kimi yöneticilerin elinde psikolojik kırbaç gibi kullanılıyor.

Nitekim 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizleri önlemeyi amaçlıyor.

Bu nedenle kamu görevlileri açısından mobbing konusunu özetle anlatmak istiyoruz.

I.  MOBBİNG/PSİKOLOJİK TACİZ nedir?    

Mobbing/psikolojik taciz; akademik çalışmalarda farklı, bu kapsamda henüz olgunlaşmamış yasal mevzuatta farklı ama her halde eksik tanımlamalarla günlük hayatın içine girmektedir.

Aşağıda farklı tanımları dikkatlerinize sunuyoruz:

1)      2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesine göre “mobbing” tanımı,

Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik taciz

Şeklindedir.

2)      Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan “İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi”ne göre (Sh. 9) “işyerlerinde psikolojik taciz (mobbing)” tanımı;

“İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünüdür.”

Şeklindedir.

3)      6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu madde 3/1-g bendinde “iş yerinde yıldırma” tanımı;

“Bu Kanunda sayılan ayrımcılık temellerine dayanılarak kişiyi işinden soğutmak, dışlamak, bıktırmak amacıyla kasıtlı olarak yapılan eylemler,”

Aynı Kanunun 3/1-j bendinde “taciz” tanımı;

“Psikolojik ve cinsel türleri de dâhil olmak üzere bu Kanunda sayılan temellerden birisine dayanılarak, insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, aşağılayıcı veya utandırıcı her türlü davranış,”

olarak belirtilmektedir.

4)      6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “İşçinin kişiliğinin korunması” başlıklı 417/1 maddesinde, kamu görevlilerinden bahsedilmemekle birlikte;

İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İfadesine yer vermektedir.

5)      6701 sayılı İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, “Tanımlar” başlıklı  2 inci maddesinde, “mobbing” veya “psikolojik taciz” tanımlarına yer vermemekle birlikte; “ayrı tutma”, “ayrımcılık”, “çoklu ayrımcılık”, “Doğrudan ayrımcılık”, “dolaylı ayrımcılık”, “işyerinde yıldırma”, “taciz” ve “varsayılan temele dayalı ayrımcılık” gibi başlıkları ayrı ayrı tanımlamaktadır.

6701 sayılı Kanunun 2/j maddesinde “taciz” için;

“Psikolojik ve cinsel türleri de dâhil olmak üzere bu Kanunda sayılan temellerden birisine dayanılarak, insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, aşağılayıcı veya utandırıcı her türlü davranış”,

Olarak tanımlanarak mobbing anlamında olmamakla birlikte ona yakın sayılabilecek bir tanımlama yapılmaktadır.

6)      Son olarak Türk Dil Kurumu mobbingin karşılığı olarak “bezdiri” kelimesini kullanmakta ve şöyle tanımlamaktadır:

“iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme.”

Yukarıda verilen farklı tanımlar, Türk Hukukuna yeni girmekte olan bir kavramın içeriği hakkındaki kafa karışıklıklarını da taşımakla beraber genel olarak benzerlikleri de içermektedir.

II. BASKI VEYA TACİZLERİN “MOBBİNG” SAYILMASI İÇİN HANGİ ŞARTLAR GEREKLİDİR?

Öncelikle bilmek gerekir ki; mobbing bir süreçtir (Süreç: Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses).  Süreç olduğu için de bir takım şart ve özellikler taşıması gerekir.

Süreçte davranışların, baskıların veya tacizlerin “mobbing” olarak nitelendirilebilmeleri için;

1.      İşyerlerinde –ama sadece işyerlerinde- gerçekleşmiş olmalıdır.

2.      Mobbing; amirler tarafından emrindekilere, astlar tarafından üstlere veya birlikte çalışanlar tarafından birlikte çalıştıkları bir arkadaşlarına (yatay mobbing) karşı gerçekleştirilebilir.

3.      Sistemlisürekli –en az 6 ay, ortalama 15 aylık bir süre boyunca (Tınaz 2011),- ve düzenli bir şekilde yapılmalıdır.

4.      Bilinçli yapılmalıdır.

5.      Düşmanca bir nitelik taşımalıdır.

6.      Kasıtlı yapılmalıdır.

7.      Sıklıkla –en az haftada bir- tekrarlanmalıdır.

8.      Yıldırma, yıpratma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olmalıdır.

9.      Mobbinge uğrayanın kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkmalıdır.

10.   Olumsuz tutum ve davranışlar -gizli veya açık-  kişiye yönelik olmalıdır.

III. HANGİ DAVRANIŞLAR MOBBİNG SAYILMAZ?

İşyeri dışında yaşanan gerginlikler, anlaşmazlıklar ve tartışmalar mobbing olarak değerlendirilemez. Çünkü mobbing ancak işyerlerinde gerçekleşebilir.

İşyerlerinde yaşanan günlük anlaşmazlıklar, tartışma ve çatışmalar ile iş anlaşmazlıkları mobbing olarak değerlendiremeyeceği gibi, yer değişiklikleri, terfi edememe, alt veya istenmeyen pozisyonlarda görevlendirilmeler, görevden alınmalar, çalışma şartlarının veya fiziki düzenlemelerin yeterli olmadığı yerlerde çalışmaya zorlanmak ve benzeri durumlar da tek başlarına mobbing olarak değerlendirilmemektedir.

Diğer taraftan, süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilmemektedir.

İş yerlerinde tek seferlik tartışma, çatışma ve anlaşmazlıklar da mobbing olarak düşünülmemektedir.

Spor karşılaşmalarında, öğrenciler arasında, belirli topluluklar arasında, komşular arasında vb. gerçekleşen tartışma ve gerginlikler de mobbing olarak değerlendirilmemelidir.

IV.             KİMLER MOBBİNG UYGULAYABİLİR?

Mobbing; üst veya üstler tarafından astlara, astlar tarafından üste veya üstlere ya da eşit düzeydeki çalışanlar tarafından aralarından birine/birilerine uygulanabilir.

Eklemek gerekir ki mobbing, bir ya da birkaç kişinin bir başka kişiye veya gruba yönelttiği mobbing olarak nitelendirilebilecek psikolojik taciz hareketleridir.

V.                MOBBİNG İLE MÜCADELEDE NE YAPMALI?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan  “ İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi (Mayıs 2014, 2. Baskı)”nde mobbingle bireysel mücadele önerileri aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır.

 (1) İşyerlerinde psikolojik tacize maruz kaldığını düşünen kişi öncelikle içinde bulunduğu durumu sağlıklı bir şekilde değerlendirmelidir.

(2) Kişi yaşanılan sürecin işyerinde psikolojik taciz olduğu yönünde kanaate varırsa aşağıda belirtilen hususlara dikkat etmelidir.

• Kişi, öncelikle çatışmadan kaçınılmalı ve sakin olmaya gayret etmelidir.

• Psikolojik taciz üst yönetim tarafından gerçekleştirilmiyorsa konuyu üst yönetime uygun bir şekilde iletmelidir.

• Psikolojik tacize uğradığını kanıtlayacak yazışma, not, mesaj, e-posta gibi bilgi ve belgeleri saklamalıdır.

• Yaşanılan psikolojik taciz sürecine ilişkin günlük tutmalıdır.

• Yaşanılan sürece şahit olan/ olabilecek çalışma arkadaşları ile görüşmelidir.

• Kişi, üyesi olduğu sendikadan destek talep etmelidir.

• Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın İletişim Merkezi Alo 170’i arayarak, işyerlerinde psikolojik taciz konusunda uzman psikologlardan destek almalıdır.

• Kişi, ihtiyaç duyduğunda tıbbi ve hukuki destek almalıdır.

• İşyerlerinde psikolojik tacize maruz kalan kişi sorunu işyerinde çözemediği takdirde konuyu yargıya taşımalıdır.

Özellikle belirtmek gerekir ki; süreç içinde hekim, klinik ve hastanelere  başvurular, alınan raporlar, yapılan tetkikler, alınan raporlar da belge olarak mutlaka saklanmalıdır.

VI.             İŞYERLERİNDE PSİKOLOJİK TACİZİN KİŞİLER ÜZERİNDE ETKİLERİ?

İşyerlerinde psikolojik taciz kişiler üzerinde aşağıdaki etkileri yaratabilir:

Ağlama nöbetleri, gerginlik ve öfke, kalıcı uyku bozuklukları, aşırı kilo alma veya verme, alkol veya ilaç (madde) bağımlılığı, sık geç kalma, sık hastalık izinleri, şiddetli depresyon, panik ataklar, kalp krizleri, diğer ciddi hastalıklar, kazalar, üçüncü kişiye yönelik şiddet, intihar girişimleri, vb.

VII.           MEMURLAR İÇİN YASAL DÜZENLEMELER VAR MI?

Kamu görevlilerinin maruz kaldıkları psikolojik taciz, birlikte çalıştığı arkadaşlarından ziyade, genellikle kurum veya kuruluş içindeki “hiyerarşi ilişkisi”nden kaynaklanmaktadır.

Diğer bir deyişle, psikolojik taciz genellikle hiyerarşik amir tarafından gerçekleştirilmektedir.

Çünkü, hiyerarşik amir, hiyerarşi gücünden kaynaklanan bazı yetkilere sahiptir. Örneğin hiyerarşik amir, astlarının memuriyet durumlarına ilişkin bazı işlemleri (örneğin atama-yükseltme işlemleri yapabilme, disiplin cezası verme, hizmet yerini değiştirme gibi) yapma, asta emir verme, astın işlemlerini denetleme yetkilerine sahiptir.

Hiyerarşik amir, bu yetkilerini astına karşı kötüye kullanabilir. Astın amirinin emir ve kararlarına uymakla yükümlü olması nedeniyle, psikolojik tacize varan davranışlarla karşılaştığında tepki gösterip karşı koyması her zaman kolay değildir.

Bununla birlikte hiyerarşik ilişkiden kaynaklanmayan, çalışanların kendi aralarında veya nadiren çalışanların üstlerine karşı mobbing uygulamaları ile de karşılaşılmaktadır.

Yasalarda mobbing/psikolojik taciz tanımlaması yeterince yapılmadığı gibi, tespiti halinde mobbing/psikolojik taciz uygulayanlara verilecek cezalar konusunda da düzenleme bulunmamaktadır. Yargıya intikal eden şikâyetlerde ve yargı kararlarında bu konuda yeknesaklık yoktur.

Nitekim, 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi bu boşluğa işaret etmektedir.

Hiyerarşik amirlerin astlarına karşı sorumluluk ve görevleri konusunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda iki maddeye dikkat çekmek gerekir.

Ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Davranış ve işbirliği” başlıklı 8 inci maddesi;

Madde 8 – Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır.”

Şeklindedir.

Anılan Kanunun “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı, memurlara eşit davranma yükümlülüğünü de düzenleyen 10 uncu maddesi ise;

“ Madde 10 – Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar. Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.

Şeklindedir.

Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinde sayılan fiiller arasında da psikolojik taciz konusunda yararlanılabilecek ve değerlendirilebilecek hususlar bulunmaktadır.

Farklı yasalardaki düzenlemeler mahkemelerde kıyas yolu ile kullanılmaktadır.

Örneğin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “İşçinin kişiliğinin korunması” başlıklı 417/1 maddesi;

Madde 417/1- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.” şeklindedir.

6701 sayılı İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunun “idari yaptırımlar” başlıklı 25/1 maddesinde;

Ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, bu ihlalin etki ve sonuçlarının ağırlığı, failin ekonomik durumu ve çoklu ayrımcılığın ağırlaştırıcı etkisi dikkate alınarak ihlalden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri hakkında bin Türk lirasından (2022 yılı için) 40.179,00 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.

Hükmüne yer vererek, ayrımcılık yasağını ihlal edenler için 40 bin liraya kadar idari para cezasının verilmesini öngörmesi, yasal açıdan ilginç olduğu kadar mobbingle mücadelede kullanılabilecek bir argümandır.

VIII. ŞİKAYET MEKANİZMALARININ KULLANILMASINDA SORUN VAR MIDIR?

Mobbing/psikolojik taciz ile karşılaşanlar, sonuç alamasalar bile kurum içi şikâyet mekanizmalarını kullanabilirler.

Kamu Denetçiliği Kurumuna veya İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna  başvurabilirler, Cumhuriyet savcılıklarına şikayette bulunabilirler, maddi veya manevi tazminat davası açabilirler.

Ancak bu süreçte yanlış veya eksiklik olmaması için mutlaka sendikadan destek alınması gerekir.

Mobbing/psikolojik taciz olayında tacize uğrayan mağdur/kurban, tacizci karşısında tanıklara ihtiyacı olabilir. Çalışılan yerde olaylara tanık olanlar arasında kışkırtıcılar, çıkarcılar, meraklılar, karıştırıcılar bulunabilir. Taciz sürecinde kullanılabilecek tanıkların iyi ve doğru  tespit edilmeleri gerekir.

IX.MOBBİNG/PSİKOLOJİK TACİZE MARUZ KALAN MAĞDUR/KURBANLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ VAR MIDIR?

Araştırmacılar mobbinge maruz kalanların, başarı potansiyeli yüksek, çalışkan, farklı ve dikkat çeken, empatik düşünebilen, kişisel  ve demografik özellikleri farklı, rekabetçi, mücadeleci vb özelliklere sahip  kişiler olduklarına, bu nedenlerle de amirler açısından potansiyel rakip, eşdeğerleri arasında da yükselme olasılığı yüksek olmaları nedenleriyle şimşekleri üzerlerine çektiklerine dikkat çekmektedir.

X. ALO 170 NEDİR?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi ALO 170, 15 Kasım 2010 tarihinden beri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye İş Kurumu ile ilgili konuların yanısıra psikolojik taciz konusunda da hizmet vermektedirMobbinge ilişkin soru, öneri, şikayet, eleştiri vb. talepler alınmakta, tüm aramalar dijital olarak da kaydedilmektedir.

XI. SONUÇ

Kişinin mobbing/psikolojik taciz ile mücadelesi, konunun bir süreç olduğu hatırda tutulacak olursa zor ve stresli bir dönemdir.

Tek başına yürütülmesi zordur.

Teknik ve hukuki desteğin yanında dostluklara ihtiyaç duyar.

Tacizi durduruncaya veya dava açıncaya kadar geçecek süre sadece katlanılması gereken durumlardan ibaret değildir. Aynı zamanda bu sürede bilgi ve belge toplama, toplanacak bilgi ve belgeleri hukuka uygun şekilde derleme, biriktirme ek yardımı gerektirebilir.

Bu nedenle dış yardım gerekir.

YURT SENDİKALARI KONFEDERASYONU MOBBİNG