Ocak ayında açıklanan enflasyon verileri, kamu çalışanlarının ve emekçilerin içinde bulunduğu geçim sıkıntısını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Aylık enflasyonun %4,84 gibi yüksek bir oranla açıklanması, maaşların daha cebe girmeden eridiğinin açık göstergesidir. Yıllık enflasyonun %30,65 seviyesinde olması ise sahadaki gerçeklerle örtüşmeyen “iyimser tablo” söylemlerini boşa çıkarmaktadır.
Üretici Fiyat Endeksi’nin (ÜFE) yıllık bazda %27,17, aylık bazda %2,67 artması; maliyet baskısının sürdüğünü ve bu yükün önümüzdeki süreçte yine çalışanların omuzlarına bineceğini göstermektedir. Üretimde artan her maliyet, kısa sürede pazarda, markette, kirada ve faturalarda zam olarak karşımıza çıkmaktadır.
Buradan yetkililere açıkça soruyoruz:
Toplu sözleşmeler yapılırken hangi enflasyon dikkate alınmıştır?
Kamu çalışanına reva görülen artışlar, hangi geçim hesabına dayanmaktadır?
Bugün kamu emekçileri maaşlarını değil; kira fiyatlarını, gıda harcamalarını, ulaşım ve enerji giderlerini konuşur hâle gelmiştir. Enflasyon farkı adı altında yapılan gecikmeli ve sınırlı düzenlemeler, yaşanan kaybı telafi etmekten uzaktır. Sabit gelirli çalışanlar her geçen ay daha fazla borçlanmakta, alım gücü sistemli biçimde düşmektedir.
Yurt İmar Sen olarak taleplerimiz nettir:
Hayali hedeflere göre değil, gerçek enflasyona göre ücret artışı,
Enflasyon farkının gecikmeden ve eksiksiz ödenmesi,
Vergi dilimi adaletsizliğinin ortadan kaldırılması,
Kamu çalışanlarının insanca yaşayabileceği bir gelir düzeninin sağlanması.
Unutulmamalıdır ki açıklanan rakamlar ne olursa olsun, gerçek enflasyon mutfaktadır, pazardadır, kiradadır. Bu gerçek görmezden gelindikçe kamu çalışanlarının yaşadığı mağduriyet artarak devam edecektir.
Kamu emekçileri sadaka değil; emeğinin karşılığını istemektedir. Bu talep meşrudur, haklıdır ve ertelenemez.
Mehmet ÇOLAK
Yurt İmar Sen Genel Başkanı